Danimarka
Rüzgar enerjisinde dünya lideri Danimarka.
Yüzyıllarca yelkenlerini şişiren rüzgarı şimdi enerji için kullanan Vikingler, 2014 yılında ülkelerinde kullanılan elektrik miktarının yüzde 39’unu rüzgar türbinlerinden elde etti.
Danimarka’da tüm siyasi partilerce varılan uzlaşma gereğince 2020 yılına kadar ülkede kullanılan elektrik miktarının en az yüzde 50’si rüzgar türbinlerinden sağlanacak.
Peki ya Türkiye ?
Enerjide % 70 dışa bağımlı olan ülkemizde, artan enerji arz talebini karşılamak üzere bir yandan enerji alanlarında yatırımlar yapılırken diğer yandan da enerji yoğunluğunu azaltmaya yönelik çözümlere yönelim artıyor.
Türkiye 48.000 MW’lık rüzgar potansiyeli ile birçok Avrupa ülkesinden daha yüksek bir potansiyele sahip. Ülkemizin enerji alanındaki stratejik hedeflerinden biri 100.000 MW’lık hedef kurulu gücümüz içerisinde, rüzgar enerjisi kurulu gücümüzün 20.000 MW olması.
Yıllık ortalama değerler esas alındığında, Türkiye’nin en iyi rüzgar kaynağı alanları kıyı şeritleri, yüksek bayırlar ve dağların tepesinde ya da açık alanların yakınında bulunmakta. Açık alan yakınlarındaki en şiddetli yıllık ortalama rüzgar hızları Türkiye’nin batı kıyıları boyunca, Marmara Denizi çevresinde ve Antakya yakınında küçük bir bölgede meydana geliyor.
Türkiye Rüzgar Santralleri Atlasına göre Marmara Bölgesinde; Balıkesir, İstanbul, Çanakkale, Ege Bölgesinde; İzmir, Manisa, Doğu Akdeniz çevresinde Hatay, Rüzgar Santrallerinin yoğun olarak yer aldığı iller.
Yer seviyesinden 50 m yükseklikteki rüzgar potansiyelleri incelendiğinde Ege, Marmara ve Doğu Akdeniz bölgelerinin yüksek potansiyele sahip olduğu görülmekte. 7 m/s’den büyük rüzgar hızları göz önüne alınarak Türkiye rüzgar enerjisi potansiyeli 48.000 MW olarak belirlenmiş durumda.
Rüzgar enerjisi santralleri ham madde sıkıntısı ve dışa bağımlı olmayan, doğaya ve insan sağlığına olumsuz etkisi olmayan ve kurulumunda arazi bakımından az yer gerektiren tesislerdir.
Bu anlamda da Türkiye için önemi büyüktür.